| | Üretsiz Blog oluştur

Baş örtüsü nasıl sorun oldu ?

Tarih 11 Şubat 2008, 23:31. Yazan KUTSAL TOPRAK.  
Etiket: baş örtüsü, başörtüsü

                   ACABA ONLAR NİCİN ACTILAR ? :)

      BU GÜN BAŞÖRTÜSÜ SORUNU VARSA BUNUN SEBEBİ BAŞI ACIK KADINLARIN VARLIGI

      BAŞ ÖRTÜSÜ YÜZÜNDEN ZÜLME UGRAYAN KADINLARIN CEKTİKLERİ

      BAŞINI ACAN KADINLARIN VARLIĞI

      BAŞ ÖRTÜLÜ KADINLAR SORSUNLAR BAKALIM

      BAŞI ACIK KADINLARA SİZ NEDEN BAŞINIZI ACIYORSUNUZ ?

      BÜTÜN DİNLERDE VAR BAŞI ÖRTMEK

      EEE İNSANI YARATAN ALLAH İSE

      ONLARIN NASIL GİYİNECEGİNİDE O BELİRLER

      CENNET DE O NUN CEHENNEM DE.... SERBEST....! 

      DİLEYEN DİLEDİGİ YERİ HAK ETMEK İCİN

      ELBETDE CABALAYACAK

      HA ĞAYRET ...DİLEYEN DİLEDİGİ YERE ....... 

       

2 yorum.

OLUMLU DÜŞÜN OLUMLU YAŞA

Tarih 27 Ocak 2008, 13:09. Yazan KUTSAL TOPRAK.  
Etiket: düşünme, fikir

OLUMLU DÜŞÜN OLUMLU YAŞA

         Her şey düşüncede başlar. Dünya ve içerdiği her şey düşüncenin ürünüdür. Bugün kullandığımız otomobil, bilgisayar, oturduğum sandalye önceleri bir düşünceden ibaretti. Hepsi önce düşüncede oluşturuldu ve düşüncenin yaratıcı sürecinin ürünü olarak gerçekleşti.

         Kişiler arası ilişkiler dünyasına gelince, davranış ve duygularımızın nedenleri düşünce dünyamızın içinde yatar. Ön planda davranış ve duyguların  alışverişinin ve karşılıklı değişimin yer aldığı kişiler arası iletişim sürecinde, davranış ve duyguların değişmesi, düşüncenin değişmesinden geçer. Ancak bunu gerçekleştirebilmek yani kalıplaşmış düşüncenin yerine yeni düşünce koyabilmek  o kadar da kolay değildir. Çünkü yıllarca belirli tarzda düşünmeye adeta şartlanmışızdır. O yüzden düşüncelerle ilgili üzerinde durulacak ilk soru “acaba düşüncelerimizin her zaman  farkında mıyız?” dır. Bu sorunun yanıtı bazen “evet” ama çoğunlukla “hayır” dır.

Düşünce ile ilgili ikinci önemli özellik ise düşünce sürecinin kesinlikle bir mantık yapısına ihtiyaç duymasıdır. İster öfke, ister çöküntü , ister sevinç, ister huzur, vb. olsun çoğu duygunun gerisinde, kendi içinde tutarlı bir mantık akışı vardır. Her bir davranış ve duygu, söz konusu mantık akışının noktalandığı sonuçta oluşur. Beynimiz, temelde, mantık akışları için ve içinde yaşar. Beyin için , gerçekçi olsun veya olmasın, önemli olan bir mantık akışını bitirebilmektir.

         Basit bir mantıksal silsilede, üç temel aşama söz konusudur. Bunlardan ilki, çevremizdeki olaylar (başkalarının davranışları dahil) hakkında geliştirmiş olduğumuz, oldukça yerleşik bir inanç ya da kural veya büyük önermedir.  İkinci öğe, büyük önermenin ilgili olduğu olay grubundan bir örnektir. Bu da orta önermedir. Silsiledeki son unsur, büyük ve orta önermelerden hareketle varılan sonuçtur.

Örnek: Beşir, hataların başkalarının gözünden düşmeye neden olduğuna inanır.

            Beşir, geçen gün patronuyla çalışırken iki hata yapar,

            SONUÇ: Beşir, o akşam eve patronunun gözünden düşmüş             

            düşüncesiyle gider.

           Beşir, ertesi gün patronuyla çalışırken kendini gözden düşmüş hisseder.

Düşüncenin diğer bir özelliği ise beynimizin kendi kendine telkin hizmeti veren bir organ olmasıdır. Düşüncelerimiz, refleks hızında , mantıksal silsileler takip eden ve çoğunlukla farkında olmadığımız  bir bilinç düzeyinde güçlü telkinlerde bulunabilen süreçlerdir. Düşüncenin tüm bu özelliklerinin yanı sıra sözel olmayan resimsel nitelikleri de vardır. İki gözümüzle gördüğümüz şeyleri tercüme eden birde zihin gözümüz vardır. İki gözümüz gerçek kendini nasıl gösteriyorsa onu öyle algılar. Oysa zihin gözümüz gerçeği kendi istediği gibi resmedebilir. “ “işler göründüğü gibi değil” deyimi bu özelliği ne kadar isabetle açıklıyor değil mi?”

         Peki olumlu yaşayabilmek için  düşüncelerimizi nasıl organize etmeliyiz ? Daha mutlu bir yaşam için olumlu düşünmeyi yaşamımıza nasıl geçirmeliyiz?

1.     Öncelikle bizi olumsuz duygu haline iten olumsuz düşüncelerimizin farkına varmalıyız. Bunun için bir günce tutup gün içinde aklınızdan geçen olumsuz düşünceleri not edin.

2.     Eski inanış ve düşünce kalıplarının yerine yeni düşünce kalıbını  koymalıyız. Bu yeni bir zihinsel yapının çatısını oluşturur.

3.     Bitirilmiş resim üzerinde çalışmaya başlayabiliriz. Yani yeni bir yaşam için amaç listesi oluşturabilirsiniz. Bunun içinde olumlu imgeleme tekniğinden yararlanabiliriz. Amaç listesini oluştururken şunlara dikkat etmeliyiz:         

1)     Zihnimize göndereceğimiz mesaj olumlu bir cümleden oluşmalı, geniş ya  da şimdiki zamanda kurulmalı. Örneğin “Artık sunum yaparken heyecanlanmayacağım” yerine “Sunum yaparken son derece rahat ve güvenliyim” cümlesi daha uygundur.

2)     Zihnimizde bir düşüncenin yerleşmesi için en az 21 güne ihtiyacımız var. Bu nedenle yeni düşünceye alışmak için minimum 21 gün geçmesi gerekiyor.

3)     Olumsuz düşünmek olumsuz olayları mıknatıs gibi üzerimize çeker. Biz buna psikolojide “Kendini gerçekleştiren kehanet” diyoruz. Bu nedenle daha mutlu bir yaşam için olumlu düşünün. Unutmayın, düşündüğünüz her şey yapacağınız her şeyin belirleyicisidir.   

                                 DÜŞÜNCELERİMİN BAZI TEMEL NOKTALARI

·        HER BİRİMİZ TÜM YAŞAM DENEYİMLERİMİZDEN YÜZDE YÜZ SORUMLUYUZ.

·        AKLIMIZDA OLAN HER DÜŞÜNCE GELECEĞİMİZİ YARATMAKTADIR.

·        HERKES İÇİN EN BÜYÜK MUTSUZLUK “YETERİNCE İYİ DEĞİLİM” DİYE DÜŞÜNMEKTİR.

·        BU SADECE BİR DÜŞÜNCEDİR VE DÜŞÜNCE DEĞİŞTİRİLEBİLİR.

·        KENDİMİZİ GERÇEKTEN SEVDİĞİMİZ ZAMAN HAYATIMIZ HER YÖNÜYLE DÜZENE GİRER.

·        OLUMLU DEĞİŞİMLERİN ANAHTARI ŞİMDİ VE BURADA KENDİMİZİ ONAYLAMAK VE KABUL ETMEKTİR.

·        BEDENİMİZDE “HASTALIK” DENEN ŞEYİN YARATICISI BİZİZ.

·        KENDİ HAKKIMIZDA DÜŞÜNDÜKLERİMİZ KENDİ GERÇEKLERİMİZDİR.

·        HER BİRİMİZ DÜŞÜNCE VE DUYGULARIMIZLA KENDİ YAŞAM DENEYİMLERİMİZİN YARATICISIYIZ.

·        DÜŞÜNCELERİMİZ VE SÖZCÜKLERİMİZ İLE DENEYİMLERİMİZİ YARATMAKTAYIZ.

                                                                         DÜŞÜNCE GÜCÜYLE TEDAVİ

                                                                            (Louise Hay)

0 yorum.

hurriyet beşerin mutlulugu icin allahın bir lutfüdur

Tarih 01 Ocak 2008, 01:27. Yazan KUTSAL TOPRAK.  
Etiket: ali günindi, kutsal toprak, zalim israil, özgürlük

Senin özgürlük anlayışın benim özgürlügümü kısıtlıyor ise ortada özgürlük yok demekdir o zalimligin daima karşısndayım

HÜR DÜNYANIN AYIBI: BOSNA

Batı’nın karnında, Avrupa’nın kucağında bir İslâm ülkesi; Bosna. Çocuklarının gözyaşlarının kaçıncı yılına girdiğimizi, neredeyse unutacağız. Bütün haksızlıklarına rağmen savaş, daha acımasız bir şekilde sürüyor. Birleşmiş Milletler yaftalı “bostan korkulukları”, Bosnalının boğazındaki ipin ucunu çekerken, tutarmış gibi davrandığı Sırp’ın kolunu gevşetiyor. Bu yolda ne dümenlere yatıyor?

Aklım, bir türlü almıyor. Birleşmiş Milletler, Bosna’da ne yaptı? Hangi hakkı, haklıya teslim etti? hangi zaferi veya istenen sonucu elde etti? NATO, ne yaptı? Bosnalı anaların ağıtlarına, çare olabildi mi? Günaşırı karar değiştirmekten başka, hangi baltaya sap oldu?

Güçlüler, zayıfın yanında yer alırlarsa, güçlerinin bir işe yaradığını görürler. Ve böylece, dünyaya huzuru, tekrar getirirler. Fakat, bu haftaya dikkat edin. Güçlülerin, BM’den NATO’ya kadar, bütün “yüzsüz”lerin, Bosna kepazeliğinden sıyrılmak için, ne mazeretler ileri süreceklerini, ne hikâyeler düzeceklerini göreceksiniz. Biliyorum, hepinizin gönlü Bosnalıdan yana ama, “yana olmak” yetmiyor.

Bosna, hür dünyanın ayıbıdır. Sevgilerin, umutların, insan haklarının, barışın, laikliğin, ahde vefânın, tarafgirliğin “çamura düşürülüşünün” hikâyesidir. Bu iflas, doruğa çıkmış olmalı ki, Bosna-Hersek’teki barış gücünü oluşturan yabancı askerlerin, bu ülkeden dönmelerinin yolları, tartışılmaya başladı. Hatta, Bosna’dan “çıkma” hazırlıkları yapan NATO Askerî Komitesi, ilk olarak Zenica’da konuşlandırılan Türk Birliği’nin geri çekilmesini plânlıyor. Neden? Çünkü, Zenica bölgesinde barış hakim. Bu bölgeye, Sırpların gölgesi bile değmiyor. Bölge, Bosna’nın kan ağlamayan tek yöresi.

Bereket, dışişlerimizde çalkantılı bir döneme girilen Ankara’da, bu “çıkma ayağı”nın bir tuzak olduğunu fark edenler de bulunuyor. Genelkurmay Başkanımız İsmail Hakkı Karadayı, katıldığı Brüksel toplantısında, hazırlanan bu oyunu bozduruyor. Şimdilik, Türk Birliği, Zenica’da kalacak. Bir zaman daha, o bölgede barış hüküm sürecek.

Ne zamana kadar?

Öyle ya! Ne zamana kadar?

Bekleyelim: Birleşmiş Milletler toplansın, anlı şanlı görüşmelerden birini daha başlatsın. Bu görüşmeler sonucunda, vetoculardan biri devreye girmesin ki, bütün ikmâl yolları kesilen Bosnalı, sipsivri, tek başına ortalık yerde hedef tahtası olsun. Toplantıdan, Bosna’daki barış gücü birliklerinin geri çekilmesi yönünde karar çıksın. Bu kararla birlikte, Sırp’ın kabaran iştahına bir parmak daha bal çalınsın.

Umudumuz, dışişlerimizin bu tuzağa düşmeyeceği yolundadır. Bosna ülkesini, barış tamamen kuşatmadan, çocukların gözyaşları dinmeden, hür dünya ufuklarına yeni bir bayrak daha eklenmeden, terk etmeyelim. Bu yolda, katlanılacak fedakârlık, bizi, hür dünyanın ayıbına ortak olmak, arka çıkmaktan kurtaracaktır.

16 Aralık 1994

     

   

  

  

0 yorum.